|
27 Ağustos 2008 |
|
Suç Duyurusu |
|
Türkiye’de programcılıktan ve programcılık kitaplarından anlayanlar zahmet edip programcılık kitapları üzerine doğru dürüst bir şey yazmadıkları için yaklaşık 1 yıl önce yayınlanan Delphi 2007 kitabım hakkında bir yazı yazmış ve kişisel sitemde yayınlamıştım. Bugün bu yazıya şöyle bir bakınca kitapla ilgili ince birkaç ayrıntıyı atladığımı fark ettim. Bilgilerim kesin olmamakla birlikte Türkçe yazılan ilk Delphi kitabını 1996 yılında Memik YANIK yazmıştı. Belki o günlerde yayınlanan başka bir Delphi kitabı benim kitaptan 15 önce veya sonra yayınlanmış olabilir. Bu tespiti yaptıktan sonra gelelim Delphi 2007 kitabım hakkında yazdığım yazıda atladığımı sonradan fark ettiğim konulara. Yaklaşık 1100 sayfa olan kitabı şöyle karıştırınca verdiğim 3-5 satırlık örnek kodlarda bol miktarda i, j, sayi, dosya adında değişkenler tanımladığımı fark ettim. Tanımlama ihtiyacı duyduğum değişkenlere bu adları(çünkü bu değişken adlarını kullanmak suç isnat ediyor) vermek yetmiyormuş gibi bir de sıfıra bölme hatasından söz edip bu hatanın meydana gelmesi için 2 sayıyı birbirine bölmüşüm. Bir birine böldüğüm sayıları bellekte tutan değişkenlere Sayi1, Sayi2 gibi adlar vermişim. Bu orijinal işlemi yani 2 sayıyı birbirine bölüp(ikincisi 0 olmalı tabi) sıfıra bölme hatasını meydana getirmeyi Memik YANIK nasıl akıl edip te kitabında bundan söz etti diye şüphelenen olursa haklılar derim. Bana sorarsanız sıfıra bölme hatasını deneysel olarak meydana getirip programcılık öğrencilerine anlatma becerisi olan kişilerin sayısı Türkiye'de bir elin parmakları kadar bile değildir. Delphi 2007 kitabımla ilgili olarak kabahatlerimin bu kadarla sınırlı olduğunu mu sanıyorsanız yanılıyorsunuz? Ek olarak ne kabahat mi işlemişim? Formun birisine 2 ListBox yerleştirip bu ListBox’lardan birisine rastgele sayılar yerleştirip sonra Selection Sort denen sıralama tekniği ile bu sayıları küçükten büyüğe doğru sıralayıp sıralanmış sayıları 2. ListBox’a aktarmışım. Yani anlayacağınız kullanımı 2 Türk yazarının iznine tabi olan Selection Sort tekniğini izinsiz kullanmışım. Ötesi bu işlemi yaparken çok sayıda kontrol dururken Delphi’nin ListBox kontrolünü kullanmışım. Nasıl bir tesadüftür ki sıralama işlemi yaparken kullanacağım Button nesnesine “Sirala” adını vermişim. Sanki sıralama işlemini yaparken kullanılacak düğmeye “Sirala” adını vermek mecburi imiş gibi “Sirala” adını vermişim. Kim bilir bu düğmeye ad seçerken hangi kaynaklardan izinsiz yararlandım, hangi kaynaktan değişken hırsızlığı yaptım? Tabii ilk Türkçe Delphi kitabının yazarı Memik Yanık olduğu için bu kabahatlerimden dolayı(Selection Sort’u izinsiz kullanmak, i, j, sayi, dosya adında değişken tanımlamak vs..) henüz dava edilmedi. Hiç belli olmaz bakarsın bir gün karakola davet edilip “1996 yılında yazıp yayınladığın Delphi 1.0 kitabında kullandığın değişken adlarını 2007 yılında yayınladığın kitabında da kullanmışsın” diye hakkında şikayet var denilir. |
|
25 Ağustos 2008 |
|
Programcılar İçin Yazarlık Dersleri : 2 |
|
Programcılar için yazarlık dersleri devam ediyor. Bu gidişle bu konuda kapsamlı bir kitap yazıp sizinle paylaşacağım. Film yönetmenleri kendilerine gelen hikayeyi veya senaryoyu nasıl anlatacaklarına, hangi noktalara vurgu yapacaklarına, olayları nasıl sıralayacaklarına karar vermeden önce uzun çalışmalar yaparlar. Ne ki benzer çalışmayı programcılık üzerine yazanlar pek yapmıyorlar. Bildikleri konuları başlıyorlar anlatmaya. Tabi neyi nasıl anlatmak gerek sorusuna yeterince eğilmemiş yazarın konuları anlatış şekli ve sırasının akıbeti çoğunlukla şans eseri kabul edilebilir olgunlukta oluyor. Bir önceki ders yani makaleyi okunabilir boyutta tutmak için kullandığım ölçülere göre 8. sayfada kesmiştim. Her ne kadar yazdıklarım üzerine yazmak çok zaman alsa bile Yazarlık Dersleri’ni yazmayı sevdim. Belki C# 3.0 kitabımı baştan sona değerlendirip bir “Yazarlık Dersleri kitabı” hazırlarım Yazının devamı.... |
|
31 Temmuz 2008 |
|
Programcılar İçin Yazarlık Dersleri : 1 |
|
Bundan 10 gün kadar önce 'Hata Yakalama ve Exception Sınıfları’ Makalesini Nasıl Yazdım? adında bir makale yazmaya ve burada sizinle paylaşmaya karar vermiştim. Hatta bu makalenin henüz taslak halinde olan ilk 2 sayfasını burada sizinle paylaşmıştım. Sonra baktım ki makale sanki yazarlık dersi gibi olmaya başladı. Ben de makalenin adını "Programcılar İçin Yazarlık Dersleri" olarak değiştirdim. Çünkü bu derslerin devamı gelecek gibi. En azından 2. ve 3. bir yazarlık dersi makalesi kesin olacak. Bu makale tıpkı Hata Yakalamak ve Exception Sınıfları makalesi gibi oldukça uzun olacağı için yazması zaman almaktadır. Ötesi ne zaman makaleye baksam mutlaka birşeyler ekleyip cümlerleri değiştiriyorum. Madem bu makale canlı bir makale ve hergün birşeyleri değişiyor, hergün yeni sayfalar ekleniyor bende ortada durması yerine başka bir yere aldım. Bu makalenin mevcut halini şuradan okuyabilirsiniz. |
|
18 Temmuz 2008 |
|
Memik Yanık ve 'Merhaba Dünya' |
|
Geçen gün fark ettim: Bir sözlükte birisi “Memik Yanık” maddesi açmış. Benim için yazdığı tek cümleden şunu anladım: İnsanlara programcılık kitaplarımda “Merhaba Dünya” sonucunu çıkarmayı öğretmekle yetiniyormuşum ve gerisi yokmuş”. Bunları yazanlara ancak el insaf demek gerek. Bırakın yakın zamanda yazdığım kitapları, 1994 yılında yazdığım Clipper, 1995 yılında yayınlanan dBASE IV ile Programlama ve FoxPro İle Programcılık kitaplarıma bir bakılsa gerçeğin ne olduğu hemen anlaşılır. Adını andığım bu 3 kitaptan düzeyi daha ileri, daha kapsamlı Türkçe kitap yazılmadı. Yine 1995 yılında yazdığım ilk Visual Basic 3 kitabım piyasadaki mevcut kitapların en az 2 katı kadar bilgi içeriyordu. Ötesi Türkiye’de Visual Basic’in veritabanı özellikleri hakkında ilk bilgiler ilk Visual Basic 3 kitabımda verilmişti. Memik Yanık’ı yalnızca başlangıç düzeyi kitaplar yazmakla suçlayanlar umarım lütfedip ADO.NET ve Delphi 2007 kitaplarıma söyle bir bakarlar. Yukarıda verdiğim kısa metni yazıp yayınladıktan sonra başka bir sözlükte Memik Yanık maddesi için şunların yazıldığını gördüm :"tonlarca bilgisayar ingilizce olan bilgisyar kitaplarini türkceye cevirip ben yazdim diyen adam. ms office kitabinda dos dersleri verirken de görülmüştür. " Bunu yazan kişi yazdıklarında samimi ise umarım beni MSN listesine ekleyip benimle tartışır. Belki bu arkadaş benim ingilizce bir kitaptan çevirip kendi kitabıma koyduğum bir paragrafı gösterir. |
|
13 Temmuz 2008 |
|
C#'ta Hata Yakalamak ve Exception Sınıfları |
|
Malumunuz olduğu üzere .NET Framework ve C# programlama dili Microsoft firması tarafından hazırlanıp kullanıma sunulalı az olmadı. Bu süreçte yani .NET Framework 1.0 dağıtıldıktan bu yana geçen sürede önce 1.1 sonra 2.0 ve en son olarak 3.0/3.5 sürümleri programcıların istifadesine sunuldu. Benzer gelişme C# programlama dili için de geçerlidir. İçinde bulunduğumuz günlerde .NET Framework 3.5 ile birlikte C# derleyicisinin 3.0 sürümü gelmektedir. C# kodu içinde çalışma anında meydana gelmesi muhtemel hataları yakalamayla ilgili sınıflarda .NET Framework’ün ilk sürümden bugüne kayda değer bir gelişme olmadığı için C# konulu her kaynakta Exception sınıfları ile ilgili bilgiyi bulmak mümkündür. Ötesi 2002 yılından bu güne kadar hata yakalama sınıflarını anlatan çok sayıda makale programcılık konulu Web sitelerinde yayınlandı. Örneğin www.csharpnedir.com 'daki makalesinde yazıda Resul Çavuşoğlu ayrıntılara girmese bile C# kodu dahilinde Exception sınıflarından nasıl yararlanıldığını gayet güzel anlatmaktadır. İkinci bir kaynak vermek gerekirse; ilk Türkçe C# kitabını yazma ünvanına sahip Ahmet Dizioğlu, Elif İçağasıoğlu ve Levent Çamlıbel’in ortak yazdıkları kitaplarında Exception sınıfları hakkında yeterli bilgiyi bulmak mümkündür. Kısaca özetlemek gerekirse; her kim Exception sınıfları ve hata yakalamak hakkında Türkçe kaynak ararsa ister kitap edinsin ister Web sitelerine baksın yeterli kaynağı eliyle koymuş gibi kolaylıkla bulabilir. Exception sınıfları ile ilgili kaynakların Türkçe olması şartından vazgeçilirse MSDN’i saymasak bile binlerce makale, yüzlerce kitap bulmak mümkündür. Devamı şurada. Yok hayır bu makaleyi PDF olarak, gerekirse yazdırıp öyle okumak istiyorsanız şuradan indirin. |
|
6 Temmuz 2008 |
|
Aykut Taşdelen Beye Teşekkürler.. |
|
Aykut Taşdelen beyin ADO.NET konulu 2 kitabı bulunmaktadır. Benim kitaplıkta Visual Basic için kaleme alınmış olanı var. Aykut beyin bu kitabı 2003 yılında yayınlandı. Başka bir deyişle benim 2004 yılında yayınlanan C# kitabımdan bir yıldan fazla süre önce yayınlanmış. Şimdi bu 2 kitabı yani Aykut beyin yazarı olduğu kitabı kendi kitabımı izninizle biraz karşılaştıracağım. Örneğin Aykut beyin kitabının 239 ve 240. sayfalarında bağlandığı veritabanından veri çekerken SqlDataAdapter sınıfının Fill() metodunu kullanmış ve Fill() metodu hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. Ne garip tesadüftür ki Memik YANIK bir yıl sonra yazdığı kitabında Fill() metodundan söz etmiştir. Ötesi her kitapta Fill() metodu ile ilgili olarak kurulan cümleleri okuyan birisi hayretle bakar ki her iki yazarın da cümleleri benzer anlama geliyor. Memik YANIK her ne kadar konuyu kendi cümleleri anlatmış olsa bile sonuçta her iki metni okuyanlar benzer sonucu çıkarırlar ve anlarlar ki veritabanından veri çekip DataSet’e aktarmak için Fill() metodunu kullanmak gerekiyor. Memik YANIK veritabanından çektiği verileri sanki aktaracak başka yer yokmuş gibi tıpkı Aykut Taşdelen gibi DataSet’e aktarmıştır. Buna rağmen beni kitabından çalıntı yapmakla suçlamayan Aykut Taşdelen beye huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Gerçekte Aykut beye teşekkür etmem gerekecek bir konu var. Belki daha sonra Aykut beye neden birkaç nedenden dolayı teşekkür etmem gerektiğini sizlerle paylaşırım. |
|
5 Temmuz 2008 |
|
Yakın Bir Zamanda Yayınlanacak C# 3.0 Kitabımın Önsözü... |
|
2004 yılında yayınlanan ilk C# kitabım 950
sayfaydı ve yeni başlayanların öncelikle öğrenmek isteyeceklerini
sandığım konuları içeriyordu. Başka bir deyişle konuları bütün
ayrıntıları anlatmak yerine 950 sayfaya mümkün mertebe çok sayıda konuyu
sığdırmayı hedefleniştim. Bu nedenle ilk C# kitabımda hem temel konulara
yer vermiş hem de veritabanı yani ADO.NET konuları yeterli ağırlıkta
işlenmişti. Tabii 950 sayfada hem başlangıç hem de veritabanı konularına
yer verince ileri düzey denilen bazı konular kitapta kendilerine yer
bulamamıştı. Sonra Visual Studio 2005’i temel alan C# 2.0 kitabım
üzerinde çalışmaya başlamıştım. 2005 yılı başında yazmaya başladığım bu
kitabımın hem sayfa sayısını biraz artırıp hem de başlangıç düzeyi diye
bilinen konulara ayrılan sayfaları azaltma yoluna gidip kitabın
içeriğinin daha doyurucu olmasını hedeflemiştim. Ne ki bölümleri kaleme
aldıkça sayfa sayısı tahminlerimin üzerine çıkmıştı. 1200 sayfalık bir
C# kitabını tercih etmediğim için 2 cilt olarak düzenlemeye karar
vermiştim. C# 2.0 kitabımın ilk cildi yaklaşık 730 sayfa iken yalnızca
ADO.NET’le ilgili konuları içeren 2. cilt 420 sayfaydı. Başka bir
deyişle C# 2.0 kitabım toplam 1150 sayfa olmasına rağmen ileri düzey
diye adlandırılan bazı konuları içermiyordu. Örneğin Assemby’ler,
Attribute’ler ve Reflection sınıfları hakkında bilgi verme imkanım
olmamıştı. |
|
5 Temmuz 2008 |
|
Değişken Adı Benzerliği Davası |
|
2004 yılında yazdığım C# kitabım tam 950 sayfadır. Yani içinde sayısız konu, sayısız örnek kod vs. vardır. Sefer Algan beyin 2003 yılında yayınlanan C# kitabının ilk baskısı ise yaklaşık 800 sayfadır. Birileri oturup birbirlerinden oldukça farklı olan bu 2 kitabı karşılaştırsalar bir çok ortak nokta bulurlar. En azından bakarlar ki her iki kitapta da int tipindeki değişkenlerin aynı şekilde tanımlandığı anlatılmış, ArrayList sınıfının yapıcı metotlarının işlevleri anlatılırken aynı anlama gelen cümlelerin kullanılmış olduğunu bulurlar. Belki de her iki kitapta i, j ve dizi adına sahip değişkenlerin tanımlanmış olduğunu hayretle fark ederler.
Tabii bütün bunlara rağmen Sefer Algan bey beni dava etmedi, mahkemelerde süründürmedi. Kendisinden Allah razı olsun. Sefer bey beni dava etmedi ama başkaları etti. Merakınızı giderip bu davanın son durumundan sizi haberdar edeceğim: Bilirkişi heyeti çalıntı iddiasına katılmamıştı. Bu nedenle dava sonuçlanacaktı. Ne ki değişkenlerin sahipleri itiraz ettiler. Bunun üzere yüce mahkeme 3 kişiden müteşekkül bilirkişi heyetinden ek rapor hazırlamasını istedi. Nedendir bilinmez 3 kişilik bilirkişi heyetinin saygın bir üyesi ulaşılamaz oldu, ek raporunu vermeye gelmedi. Bu durumda yüce mahkeme yeni bir bilirkişi heyeti teşekkül etmeye karar verdi. Yani her şey sil baştan yapıldı ve 1.5 yıl öncesine dönüldü. |
|
2 Temmuz 2008 |
|
Kendinizi Benim Yerime Koyun Lütfen |
|
Bir programlama dili üzerine yazanlar ister istemez söz konusu programlama dili üzerine yazılmış mevcut kitapları incelerler. Kendinizi bir an için benim yerime koyun; C# hakkında kitap yazıyorsunuz. Mevcut kitaplar ister istemez yazdığınız kitabın rakibi olacaktır. Ötesi çok sayıda okur size kitaplar hakkında bir şeyler soracaktır. Mevcut kitaplardan birisini incelerken daha önce aklınıza gelmeyen bir sorunun çözümünü fark etmiş olabilirsiniz. Siz de kendi kitabınızda aynı sorunu kendi anlayışınıza göre kendi cümlelerinizle anlatıp sorunun nasıl giderilebileceğini örneklersiniz. Örneğin Visual Studio ile hazırlanmış “csproj” uzantılı C# projelerinin konsolda nasıl derlendiği sorusuna kitabınzda cevap vermeyi akıl etmemiş olabilirsiniz. Veya bunu akıl etseniz bile bu sorunun cevabının okurlarınız için önemli olmadığını düşünmüş olabilirsiniz. Tam bu sırada C# konulu bir kaynakta(bir forum, web sitelerinde bir makale veya bir kitap olabilir) bu konudan söz edildiğini fark edip fikrinizi değiştirip kitabınızda bu konudan söz etmeye karar verebilirsiniz. Sizce csproj uzantılı proje dosyalarının doslayısıyla C# projelerinin konsolda derlenmesi konusunu size hatırlatan veya fikrinizin değişmesine neden olan kaynaktan çalıntı mı yapmış olur musunuz? |
|
30 Haziran 2008 |
|
Yeni Visual Basic Kitabım |
|
Türkiye'de Visual Basic üzerinde ilk ciddi ve ayrıntı içeren kitabı yazmış bir kişi olarak 2004 yılı başında Visual Basic'in .NET sürümü konulu bir kitap yazmıştım. Bu kitapta amacım VB 6 kullanıcılarını.NET sürümüne alıştırmaktı.Bu nedenledir ki Visual Basic .NET kitabımın veritabanı kısmı yeteri bilgiyi içerirken nesneye yönelik programcılık yönü yok gibiydi. İlk Visual Basic .NET kitabım bitmesinin üzerinden çok zaman geçmesine rağmen yenisini yazamamıştım. Bugünlerde harıl harıl Visual Basic üzerine çalışıyorum. Bu kitapta yabancı kitaplarda bile rastlanmayan bir çok konuyu bulabileceksiniz. İlk fırsatta bu kitabın bir bölümünü burada sizlere sunacağım. |
|
27 Haziran 2008 |
|
Uzun Zaman Oldu.... |
|
Uzun zaman oldu günlüğüme bakıp bir şeyler yazmayalı. Neden mi yazmadım? Aslında belli bir nedeni yok.. Günün temposu içinde bir ara yazmaktan uzaklaştım. Derken günlüğümü unutmuşum. Bu süre içinde Visual Studio 2008'i temel alan C# kitabımı bitirdim. Yine Visual Studio 2008 temel alan Visual Basic kitabı bitmek üzere. Bu arada önümüzdeki hafta içinde değişken adı benzerliği kabahatimden dolayı Ankara'da hakim karşısına çıkacağım. |
|
25 Ocak 2008 |
|
Değişken Adı Benzerliği Davası Devam Ediyor.. |
|
Malumunuz olduğu üzere beyinleri zirvede namlı 2 saygıdeğer yazar beni C# kitaplarından izinsiz alıntı yapmakla suçlayıp dava etmişlerdi. Suçlama gerekçelerinin temelinde değişken adı benzerliği vardı. Gel zaman git zaman derken geçtiğimiz yıl mahkeme 3 kişilik bilirkişi heyetini görevlendirip iddiaların incelenmesini istedi. Bilirkişi heyeti hazırladığı raporunda çalındığı iddia edilen konuların bir çok kaynakta yer aldığını ve “i, j, k, dosya, sayi” gibi değişkenlerin bir çok programcı tarafından sıklıkla kullanıldığını belirtti. Dün(24.01.2008) Ankara'da yapılan duruşmada saygıdeğer yazarlar değişken adı benzerliğinde ısrar edince mahkeme heyeti bilirkişilerden ek rapor talep etti. Başka bir deyişle dava sonuçlanamadı. İşin özü; beni dava eden muhterem yazarlar i, j, k, dosya, sayi gibi değişkenlerin kullanılmasının suç olduğu iddiasını sürdürmektedirler. |
|
2 Aralık 2007 |
|
Kimlerin ADO.NET Kitabına İhtiyacı Yoktur? |
|
Bu sayfalarda daha önce duyurduğum üzere biraz gecikme ile olsa bile C# 2.0 kitabımın 2. cildi niyetine ADO.NET kitabım yakın bir zamanda yayınlandı. Online kitap satışları son bir kaç yıldır yaygınlaştığı için kitap satışlarında kitapçıların oranında bir düşme var. Dolayısıyla kitapçıya gidip ilgilendiği kitabı inceleyip birkaç sayfasını okuyup değerlendirme yapan kişilerin sayısında azalma var. Bu düşünce ile ADO.NET kitabım hakkında kısa bir değerlendirme yapacağım.
Konu bilgisayar ve programcılık olunca hiç bir konu yoktur ki hakkında net’te açıklama yapılmamış olsun. Bu nedenle ADO.NET kitabımda anlattığım her konuyu öyle ya da böyle birçok sitede bulmanız mümkündür. Örneğin uzun uzun anlattığım Dataset sınıfı hakkında yüzlerce sayfa doküman bulabilirsiniz. Benzer şekilde SQL Server veritabanına nasıl bağlandığını merak ediyorsanız herhangi bir arama motoru ile SqlConnection kelimesini aratmanız yeterlidir.
Çok miktarda boş zamanınız varsa, ötesi ADO.NET uzmanı olmanız şart değilse gidip kitabımı almanıza gerek yoktur. Takıldığınız yerleri birkaç foruma yazarsanız öyle ya da böyle, er ya da geç, bazısı doğru bazısı yetersiz çok sayıda cevap verilir size. Tabi bu cevaplar anında verileceği gibi günler sonra da verilebilir. Hatta sorduğunuz soruya cevap verildiğinde konu sizin için güncelliğini kaybetmiş olabilir.
Benim kitabı okursanız ne mi olur? Bir haftaya kalmaz ADO.NET hakkında kafanızdaki sorular azalır. Kalan sorular ise son derece teknik sorulardır. Günlerce o forumdan bu foruma atlamak zorunda kalmayıp zamandan kazanırsınız. Başka bir deyişle; başka kaynakları okuyup bir ayda öğreneğiniz bir çok konuyu Memik Yanık’ın kitabı sayesinde birkaç günde öğrenirsiniz. Tekrar etmek gerekirse; sınırsız zamanınız varsa sizde bitmez tükenmez bir azim ve hırs varsa, ilgilendiğiniz konuyu öğrenmeseniz de olur diyorsanız Memik Yanık’ın kitapları ilgilenmenize gerek yoktur. |
|
25 Kasım 2007 |
|
Hardware Plus Dergisi - Kasım Aralık 2007 Sayısı |
|
Bugün donanım ağırlıklı bir sitede Intel’in yaklaşık 1.5 yıl önce piyasaya verdiği 1066 FSB’li işlemcileri yakın bir zamanda üretimden kaldıracağı haber veriliyordu. Sitenin bazı üyeleri bu habere yorum yapıp tepki göstermişlerdi. Bana sorarsanız böyle bir habere tepki göstermek pek anlamı değil. Neden derseniz? Gider günün şartlarına göre bir işlemci satın alırsınız. İşlemciler çok ender durumlarda arıza yaptıkları için en az 3 yıl olan garanti süresine rağmen 2 yıl dolmadan üretimden kaldırılmaları soruna neden olmaz. Zira arıza yapan 1066 FSB’li işlemcinin yerine 1333 FSB’li işlemci verildiği zaman kullanıcının buna bir itirazı olmaz. Diğer yandan işlemci üretici firmalar işlemcilerinin hızı veya performansı ile öne çıktıklarına göre daha hızlı işlemci üretip görece eskiyen işlemciyi üretimden kaldırmaları kadar doğal bir şey olamaz. İşte bu gibi durumlarda fırsat buldukça kişisel sitemde kendimce tepki veriyorum. Benzer tepkiyi veya görüş açıklamayı dergi ve sitelerdeki reklamlar için de yapmıştım. Çünkü sitenin birisi o ay çıkan dergileri duyururken sitenin çok sayıda üyesi tepki gösterip “dergilerde reklamlardan başka bir şey yok” diyorlardı. Dergilerdeki reklamların fazlalığından şikayet etmenin anlamsızlığını işaret etmek için bu yazıyı kaleme almıştım.
Gelelim bu yazının asıl konusuna her ne kadar asıl ilgi alanım programlama dilleri olsa bile zaman zaman donanımla ilgili yazıları okuyor, donanımla ilgili gelişmeleri takip ediyorum. Bunu yaparken yani donanımlarla ilgili gelişmeleri takip ederken okuduğum dergilerden birisi hardware PLUS. 2 aylık olan bu derginin 11. sayısı biraz gecikme ile(normalde kasım ayı başında piyasaya verilmeliydi) birkaç gün önce yayınlandı. Aslında donamım piyasasının bu kadar hareketli olması nedeniyle 2 aylık dergi olmak bir dezavantaj. Örneğin Intel’in bu yılki IDF’si ile ilgili haberleri bazı dergiler Ekim 207 sayısında verirken bazıları ayrıntılı değerlendirmelerini ancak Kasım 2007 sayısına yetiştirebildiler. Hardware plus’ın Kasım-Aralık 2007 sayısında IDF ile ilgili tam 4 sayfalık yazı var. Bu durumda hardware plus dışında başka dergileri edinen ve donamımla ilgili haberleri veren siteleri takip edenlerin hardware plus’taki IDF konulu yazıyı okuyabilmeleri için farklı bilgileri bulmaları gerekir. Tabii hardware dergisinin yayın yönetmenleri potansiyel okurlarının başka dergileri okuduklarını varsayıp ona göre derginin içeriğini oluşturmaya çalışırlarsa belki dergiye yazacak konu kalmaz. – Hardware Plus’ın sözünü ettiğim sayısındaki yazıları ve haberleri okudukça görüşlerimi bu sayfaya ekleyeceğim. |
|
22 Kasım 2007 |
|
Yabancı Yazarlar Kitaplarını Ekran Görüntüsü İle Doldurmazlar... |
|
Bildiğiniz gibi Microsoft firması .NET Framework 2.0 ile birlikte menü ve durum çubuğu hazırlanırken kullanılmak üzere yeni kontroller vermeye başladı. Tabi ki eski kontrolleri kullanmak mümkün ama MenuStrip adlı yeni kontrolün kullanılması önerilmektedir. Bugün bu sayfalarda yayınlamak üzere MenuStrip kontrolü hakkında bir şeyler yazarken ister istemez biraz araştırma yaptım. Bu araştırmalar sırasında yabancı bir yazarın MenuStrip hakkında yazdıklarını görünce durup bu metni yazmaya başladım: Ad bende saklı yabancı yazarımız MenuStrip nesnesini anlatırken ister istemez ekran görüntülerine yer vermiş. Üstelik ekran görüntülerinin boyutlarını ayarlama konusunda pek özenli davranmamış.
Bana sorarsanız yabancı yazarın kitabında MenuStrip kontrolü ile ilgili olarak kullandığı ekran görüntülerinin yersiz olduğunu söylemem. Benim asıl vurgulamak istediğim şu: Yabancı yazarlar anlattıkları konunun gereği olarak kitaplarında ekran görüntülerine yer verirken kimse bir şey demiyor, o yazara olan hayranlıkta hiç azalma olmuyor. Ne ki benzer şekilde Memik Yanık kitabında konunun gereği olarak ekran görüntülerine yer verdiğinde “kitabını ekran görüntüsü ile doldurmuş oluyor”. |
|
17 Kasım 2007 |
|
C# Kitabımın 2. Cildi: Ado.NET Yayınlandı... |
|
Biraz gecikmeli olsa Ado.net kitabım çıktı. Önce kısa bir özet: 2004 yılı başında çıkan C# kitabım 900 sayfa kadardı. Tabii kitapta birçok konuya yer verememiştim. Çünkü sayfa sayısını daha fazla arttırmak mümkün olmamıştı. Aradan biraz zaman geçip Visual Studio 2005’i temel alan C# 2.0 kitabını yazmaya başladığımda sayfa sayısının 1400-1500 gibi abartılı değere çıkacağını fark edince kitabı ortasından ikiye bölüp 2. cilt halinde yayınlamaya karar verdim. Tam bu sırada 2004 yılında yayınlana C# kitabımdan dolayı Beyinleri Zirvede namlı 2 saygıdeğer yazar beni dava edince kitabın 2. cildinin hazırlanması süreci uzadı. Bir süre sonra 2. cilt olarak yalnızca ADO.NET ilgili konulara yer vermeye karar verdik. Bu durumda C#’la ilgili olarak kaleme aldığım bazı konular kitaplaşmamış oldu. Belki yakın bir zaman da yalnızca ileri düzey konuları içeren 3. cilt hazırlayıp yayınlarım. Bu kitabın önsözünü buradan okuyabilirsiniz. |
|
14 Kasım 2007 |
|
Yazdıklarını Başkalarına Duyurmak: tusul.com ile oyyla.com |
|
1994 yılından başlayarak oturup programcılık yazdım yayıncıya teslim ettim. Sonra zaman kaybetmeden başka bir kitap üzerinde çalışmaya başladım. Tam 10 yıl böyle devam ettim. 2004 yılı başında birden fark ettim ki memlekette neredeyse 2. Nuri Alço vakası olmuşum. Forumlarda bana küfür derecesinde hakaret edenlerin bir kısmı kitaplarımı hiç okumamış iken büyükçe bir kısmı ise sanki bir yerden yönetiliyormuş gibi nerede programcılık kitaplarından söz edilse orada hemen bulunup sözü bir şekilde Memik Yanık’a getirip “Memik yanık’ın kitabını almada hangisini alırsan al” şeklinde bir cümleyi foruma yazıp Memik Yanık aleyhine yazma konusundaki isteklerini bir nebze giderdiklerini gördüm.
2004 yılından itibaren programcılık forumlarını ziyaretlerim sırasında fark ettim ki, bir grup programcılık kitabı uzmanı ise sanki başka yazarların kitaplarını övmekle görevliydiler. Örneğin bir süre önce bir forumda üyenin birisi yeni çıkan bir programcılık kitabı konusunda forumun diğer üyelerinden kitap hakkında görüş istemişti. O dakikada foruma üye olan birisi söz konusu kitabı yere göğe sığdıramamıştı.
Son birkaç aydır başta kişisel sitem olmak üzere blogger ve blogcu’daki bloğumla daha fazla ilgilenir oldum. Aslında fazla okunma ve kendi adımı öne çıkarma diye derdim hiç olmadı. Ne ki bazen emek verdiğiniz bir yazının daha çok kişi tarafından okunması isteği bende hiç yok diyemem. Bu düşünce ile başlangıçta kişisel sitem için hazırladığım programcılık derslerini shiftdelete.net’e de yayınladım.
Bir süre önce arama motorunun birisi bana tusul.com adlı siteyi işaret etti. Bu siteye üye olanlar herhangi bir web sitesinde veya blogda yayınladıkları yazıyı 2 cümle tanıtıyorlar. Böylece tusul.com’u ziyaret edenler söz konusu yazıdan haberdar oluyorlar. tusul.com’a kaydı yapılan yazılar 2 grubu ayrılıyor: Yayındakiler ve Bekleyenler. Yeni bir yazının kaydını yaptığınızda bu yazıya 1 oy verilip hemen Bekleyenler grubuna alınıyor. Tusul.com’u ziyaret eden birisi bu yazı listesinde yazınızı görüp ilgili linki tıklayıp gidip yazınızı okuyup beğendiğinde size oy vermesini bekliyorsunuz. Çünkü tusul.com üyelerinden toplam 5 oy alan yazılar Bekleyenler listesinden Yayındakiler listesine alınıyor. Bunun avantajı nedir mi? Çünkü bekleyen yazılar Yayındakiler kategorisindeki yazılardan kat kat daha fazla. Bu nedenle yazınızın fark edilmesi ihtimali kat kat artmış oluyor.
Birçok kişi duyurduğunuz yazıyı okuyup beğense bile tusul.com üyesi değilse zaten oy veremiyor. tusul.com üyeleri ise yazarlığın temel itici gücü olan yazarlık kıskançlığı ile diğer yazarların yazısına oy verirken cimri davranıyorlar. Çözüm mü? Çözüm basit: Çevrenizde işyerinizde 4 kişi ayarlayıp tusul.com’a üye yapmak ve onların size oy vermelerini sağlamak. Bunu nasıl mı akıl ettim? Çünkü bazı yazılar tusul.com’a kaydedildikten günler sonra 5 oy toplayabilirken bazıları birkaç saat geçmeden Yayındakiler grubunda yer almayı hak edecek duruma geldiklerini gördüm. Ötesi çok kaliteli ve usta işi birçok yazının hiç oy almadığını da gördüm. Bu arada oyyla.com’un tusul.com ile benzer anlayışa ve arabirime sahip olduğunu söylemeliyim. Başka bir deyişle yazıp web’de yayınladığınız yazılardan başkalarını haberdar etmek istiyorsanız tusul.com ve oyyla.com’dan yararlanabilirsiniz. |
|
14 Kasım 2007 |
|
Yerli Web Sitelerinin Haber Kaynakları |
|
Merakım gereği her gün çok sayıda donanım ağırlıklı web sitesini ziyaret ediyorum. Ziyaret ettiğim Web siteleri ile ilgili olarak bazen verilen haberlere, bazen de haberlerin veriliş şekline itirazım oluyor. Örneğin bir yıl kadar önce web sitelerinin firmalardan gelen fotoğraflara kendi logolarını basmamaları gerektiğini yazmıştım. Kişisel sitemdeki bu kısa yazıyı okuyan bir sitenin yayın yönetmeni bana haklısın demişti. Sanırım bu site kendi çekmedikleri fotoğraflara logolarını yerleştirmekten vazgeçtiler. Kişisel görüşümü özetlemek gerekirse: Yerli web siteleri kendi çekmedikleri fotoğraflara kendi logolarını eklememelidirler.
Bugün ağırlıklı olarak donanım haberleri veren bir web sitesinde bu günlerde piyasaya verilecek bir grafik kartı ile ilgili bir haber okudum. Haberde, grafik kartı ve kutusunun olduğu bir fotoğrafla birlikte bir tablo kullanılmıştı. Grafik çipinin özelliklerinin listelendiği bu tablodaki bütün başlıklar İngilizce. Sözünü ettiğim bu yerli Web sitesi bu tabloya kendi logosunu yerleştirmiş. Kesin bir şey söylemek zor ama sanki bu tabloyu kendileri hazırlamamışlar. |
|
13Kasım 2007 |
|
Hemen Anlaşılmak ve Yazarın Kitabını Beğenmesi |
|
Bilgisayar ve programcılık üzerine yazmaya başladığım ilk günden itibaren asıl önceliği kolay okunmaya ve hemen anlaşılmaya verdim. Bu nedenledir ki yıllarca kitapların arka kapağına büyük puntolarla “Memik Yanık tarafından yazılan kitaplarda ilk okumada anlaşılmayan hiçbir konu yoktur.” Önceliği kolay okunmaya ve hemen anlaşılmaya verince yazdıklarım ister istemez %100 telif olmak zorundaydı. Yani bırakın başka kitaptan çeviri yapmayı başka bir kaynaktan alıntı yapma imkanım bile olamazdı. Çünkü bildiğim okuduğum hiçbir yazarın “ilk okumada” anlaşılma diye bir hedefleri ve kaygıları yoktu. Bu nedenledir ki “Memik Yanık çeviri yapıyor” diye beni suçlayan birçok insan yararlandığım bir tek kitabın kaynağın adını bugüne kadar söyleyemediler. Söyleselerdi zaten iftira ettikleri ortaya çıkardı. Tam bu noktada dün aldığım bir okurun mailini olduğu gibi size sunmak istiyorum:
“Sayın Memik bey ilk önce şunu belirtmek istiyorum sizin hakkınızda yazılan ve size atılan bütün suçlamaları gereksiz ve yersiz buluyorum. Visual C#.Net 2003 kitabınızı almadan önce isim vermek istemiyorum. Bütün c# kitaplarını inceledim hem de 1 haftayı geçkin bir süre. Gerçekten anlamda bilmediğim ve diğer kitaplarda anlamadığım bir çok bölümü sizin kitabınızda anladım. Bence artık kendisini kanıtlamamış bazı insanların sürekli sizinle didişmesi yerine veya çocuk gibi ona buna şikayet etmesi yerine bu işi bu sektörü nasıl Türkiye de gençlere anlatırız nasıl gençleri buraya yönlendiririz diye uğraşsalar daha yararlı olacak. Anlayacağınız bu didişmeler klasik 3. dünya ülkelerinde görülen geri kalmış toplumlarda görülen uğraşmalar ve didişmelerden başka bir şey değil.Bu yüzden bilimi,teknolojiyi ve sanatı hep Avrupa dan almak zorunda kalıyoruz. Son olarak şunu söylemek istiyorum sizin ve diğer yazarların programcılık sektörüne katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Teşekkürler.”
Dikkat ederseniz bu okurum tam 4 yıl önce yayınlanan ve çoktan baskısı bitmiş C# kitabımdan söz ediyor. Üstelik bu kitap Zirvedeki Beyinler namlı 2 muhterem insan tarafından hızsızlıkla suçlanmama neden olan kitaptır. Doğrusunu söylemek gerekirse 900 sayfalık bu C# kitabımdan yola çıkarak; başka bir deyişle VS 2003’ü temel alan bu kitabıma yeni konular ekleyip, bazı konuları genişletip kitap metninin tamı tamına 1500 sayfa olmasını sağladım. Bu 1500 sayfanın 750 sayfalık kısmı bir yıl kadar önce C# 2.0 – 1. cilt adıyla yayınlandı. Devamında geriye kalan 750 sayfalık metnin 400 sayfası ADO.NET adıyla yayınlandı(bu metni kaleme aldığım sırada kitap henüz baskıdaydı). Şimdi size gerçeği açıklamak istiyorum: Konu programcılık veya teknik kitaplar olduğunda aradan birkaç ay geçtikten sonra yazarın hala kitabını beğeniyor olması enderdir. Çünkü aradan geçen zaman diliminde yazarın aklına yeni konular, yeni çözümler gelmiştir; okurlardan talepler gelmiştir. Benim açımdan bakınca gerçek şudur: 1 yıl kadar önce yayınlanan C# 2.0 – 1. Cilt kitabım içerdiği konular bağlamında en iyi Türkçe C# kitabı olmasına rağmen beğendiğimi söyleyemem. Zira aradan geçen 1 yılı aşkın sürede bir çok okur mail gönderdi, sorular sordu, forumlardaki yüzlerce soruyu inceledim. Bu şartlarda elime fırsat geçtiğinde C# kitabımı yeni baştan yazmak benim için kaçınılmaz bir durumdur. Sözünü ettiğim bu C# kitabım benim görüşüme göre en iyi Türkçe C# olması nedeniyle okurlara önermekte hiç zorluk çekmiyorum. |
|
6 Kasım 2007 |
|
C# ve Visual Basic İçin Hazırlanmış Express Edition'lar |
|
.NET Framework, C# ve Visual Basic için hazırlanmış Express Edition’ları nereden indirip nasıl kurup register ederim diye merak ediyorsanız hazırlayıp siteme koyduğum PDF dosyalarını indirip göz gezdirmeniz yeterlidir. Bu adresten indirebileceğini PDF dosyalarında önce .NET Framework 2.0’ın nasıl indirilip kurulduğu kısaca anlatılmaktadır. Devamında sıra C# ve Visual Basic için hazırlanmış Express Edition’a gelmektedir. Kısa bir süre sonra benzer dokümanları Web uygulamaları ve C++ için hazırlanmış Express Edition’lar hazırlayıp sizinle paylaşacağım. |
|
4 Kasım 2007 |
|
PC net Dergisinin Kasım 2007 Sayısı |
|
Türkiye’de bilgisayar dergileri üzerine elbette konuşuluyor, bir şeyler yazılıyor. Ne ki bu yazılanlar konuşulanlar ayrıntılı inceleme şeklinde olmadığı için ne süreli bir yayında ne de bir web sitesinde yayınlanıyor. Bu nedenledir ki PC Magazine ve CHIP dergilerinin Ekim 2007 sayıları hakkında yazdıklarım Türkiye’de bir ilkti. Bu tip yazıları hazırlamak hem zaman almakta hem de sorumluluk gerektiği için kimse yanaşmıyor. Düşünsenize Genel Yayın Yönetmenini tanıdığınız bir dergi hakkında inceleme yazısı hazırlıyorsunuz. Dergiyi beğenip övseniz başka veya dergiyi beğenmeyip yerseniz başka sorunların çıkması yüksek ihtimaldir.
Başka bir deyişle dergi inceleme işini ciddiye alıp mümkün olduğunca objektif değerlendirme yapmak gerekiyor. Dergi incelemelerini yaparken objektif olma kaygım etkili olmuş olmalı ki CHIP dergisinin Ekim 2007 sayısı hakkında yazdığımı yazıyı gören yayın yönetmeni teşekkür edip yazıda ileri sürdüğüm birkaç görüşüm hakkında kendi fikirlerini bana yazmıştı. Başka bir deyişle CHIP dergisi hakkında yazdıklarım ne yergiydi ne de dergiyi övmek kaygısı ile kaleme alınmıştı. Her ne kadar bu yazılar bir derginin bir sayısına odaklansa bile bu arada başka konular hakkında bir şeyler yazmadığım söylenemez.
Bu yazıyı kaleme aldığım günlerde bir donanım sitesinde bilgisayar dergilerinin kapakları ile birlikte bir paragraflık haber vardı. Web sitesinin yorum yazan üyelerinin neredeyse tamamı ağız birliği etmişçesine dergiler aleyhine atıp tutmuşlardı. Yok dergilerde hep aynı konular varmış, hepsi benzer konuyu işliyormuş. Üyesi oldukları Web sitesi dururken dergilere kim bakacakmış?
İzninizle bir örnek konudan yola çıkarak birkaç cümle yazayım: Bildiğiniz gibi son zamanlarda harici disk kullanımı artmaya başladı. Birçok kullanıcı son derece uygun fiyatlarla harici disk kutusu edinip içine görece eskimiş 2.5 inçlik hard diskini takıp flash belleklere göre uygun fiyata verilerini depolayıp taşıyabilmektedir. Ötesi; son birkaç aydır piyasaya verilen boardların bir çoğu eSATA arabirimine sahiptir. Bu durumda bilgisayar dergilerinin eSATA’dan söz etmesi, eSATA konulu incelemeleri yayınlamaları kadar doğal bir şey olamaz.
Derginin birisi eSATA’dan Ekim 2007 sayısında söz ederken bir başkası Kasın 2007 tarihli sayısında söz etmiş olabilir. Şimdi bizler çıkıp bunların hepsi aynı şeylerden söz ediyor mu diyeceğiz? Örneğin bugün(4.11.2007) bütün gazetelerin Fenerbahçe-Beşiktaş maçından söz etmesine kimse bir şey demiyorsa neden bilişimle ilgili kişiler bilgisayar dergilerinin hepsi aynı şeylerden söz ediyor diye suçlama yoluna gidiyor? Tamamı... |
|
30 Ekim 2007 |
|
C# Kitabım : Okur Mail'i |
|
Kişisel
sohpetlerde yayınlanmasının üzerinden neredeyse 1 yıl geçmesine rağmen
C# kitabımı beğendiğimi, piyasadaki mevcut kitaplardan bir çok yönü ile
ayrıldığını rahatlıkla söylüyorum. Çünkü aradan biraz zaman geçince
kitaplarımı beğenmemeye başlar, tekrar basıldığında gidereceğim eksikler
için hemen hazırlık yapmaya başlarım. Aradan bir yıl geçmesine rağmen C#
kitabımı beğeniyor olmam kitaba olan güvenimden kaynaklanıyor bir de.
Bugün bana gönderilen bir mail'i sizinle paylaşmak istiyorum. mail'i
gönderen okurun adını bilmiyorum.
Yaklaşık 6-7 ay önce "MICROSOFT VISUAL C# FOR .NET FRAMEWORK 2.0" kitabınızı aldım. Kitabınızı okumaya başladığımda anladım ki diğer bilgisayar kitaplarından çok farklı, açık ve öğretici bir dil ile yazılmış. Kitapta kendi programcılık marifetlerinizi sergilemek yerine öğretici örnekler vermeniz ve yine bu düşünceyle gerçek hayata dayandırılmış anlatışınız, iyi bir programcı olmanızın yanı sıra, iyi bir eğitmen olduğunuzunda bir göstergesi kanımca. Fakat bu mail i yazmamın asıl nedeni, bu teşekkürlerin yanı sıra kitabın 2. Cildinin çıkmamış olmasıdır. 1. Cildinden çok şey öğrendiğim kitabınızın 2. Cildine de sahip olmak istiyorum. Bana bu konu ile ilgili olarak bil gi verirseniz çok sevinirim.
Yukarıda verdiğim metnin ilk paragrafında adını bilmediğim, ilk kez bana mail gönderen okurun yazdıklarını sizinle paylaşmak için kısa bir açıklama yapmıştım. Okurdan mail gelince kendisine cevap verdikten bir süre sonra yazdıklarını siteme aldım. Daha sonra sitemi ziyaret eden okur yazdıklarını karşısında görünce bu kez uzunca bir mail gönderdi. Bu kez mail metninin tamamı yerine bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum.
"Cildinde yer almayan konularını içerdiğini düşündüğüm (Delegates, services) gibi konuları sizin anlatımınızla öğrenmek istiyorum. İnanın ki piyasada bulunan C# için yazılmış 10 larca kitap okudum bitirdim, örneklerini çözdüm, inceledim, ama hepsi karma karışık. Hiçbirşey öğrenemedim. Önceki mailimde de bahsettiğim gibi herkes kendi mağrifetlerini sergiliyor. Biz yeni başlayanları düşünerek kalemi eline alan yok malesef(sizi tenzih ediyorum tabiki.). Neyse başınızı ağrıttım özür dilerim. Anladığınız gibi asıl amacım C# ile ilgili olarak 1.cild te bulunmayan konuların sizin tarafınızdan kaleme alınmış halini alıp öğrenmek istiyorum. Dileğim ise bizi aydınlatıcı bilgilerinizi, O kendinize has anlatımızla kaleme alarak yazdığınız kitaplardan bizi mahrum etmemeniz. Siz farkındamısınız bilmem ama içinde benim de bulunduğum ve oldukça kalabalık bir yazılım geliştirme adayı grubu sizin kitaplarınızı bekliyor. Özellikle veri tabanı mantığını SQL SERVER 2005 VYS çerçevesinde kaleme alarak anlattığınız bir kitabınızı merakla ve sabırsızlıkla bekliyorum." |
|
28 Ekim 2007 |
|
Programcılık Dersleri : Delphi 2. Ders |
|
Bu öğretim yılının
başında liselerdeki veya yüksek okullarda derslerde Delphi öğrenmek
durumunda olanların ve programcılık kurslarına gidip Delphi'yi öğrenmeye
karar verenlerin işlerini kolaylaştırmak üzere ders şeklinde
düzenlediğim yazıları birkaç günlük ara ile yayınlamaya başladım. Burada
daha önce yayınladığım ilk Delphi dersinde Delphi ile program yazabilmek
için kullanabileceğiniz Delphi sürümleri hakkında kısaca bilgi
vermiştim. 2 günlük çalışmanın sonucunda 2. Delphi dersi tamam gibi. Bu
dersi yarın veya öbürgün kişisel sitemde bulabilirsiniz. Aşağıda bu
dersin ilk 3 paragrafı var. Daha önce bu sayfalarda yayınlanan Visual Basic .NET veya C# derslerini okumuş olanların bileceği gibi C#, Visual Basic .NET ve C++ .NET derleyicileri .NET Framework ile birlikte geldiği için kullanılan bilgisayara .NET Framework’ün kurulduğunda ayrıca Visual Studio veya Express Edition’a gerek olmadan Not Defteri ile program yazıp DOS penceresinde derlemek mümkündür. Benzer durum Delphi için geçerli değildir. Çünkü bir önceki derste sözü edilen Delphi paketlerinden birisi bilgisayara kurulduğunda ancak Delphi derleyicisi kullanılabilmektedir. Başka bir deyişle Borland ve yeni adıyla CodeGear firması C++ Builder’da yaptığının aksine DOS ortamında çalışan Delphi derleyicisini Delphi’den bağımsız olarak dağıtmıyor. Bu derste şimdiye kadar pek karşılaşılmayan veya denenmeyen bir teknikle Delphi’yi anlatacağım. Bu tekniği denemiş olmamın en önemli nedenlerinden birisinin bu derslerin “aralıklı” olarak yayınlanıyor olmasıdır. Bu nedenle her derste anlatılan konuların veya sözü edilen kavramların o derste mutlaka anlaşılmasını hedeflemekteyim. Bu anlatım tekniğinin bugüne kadar denendiğini pek sanmıyorum. Bu anlatım tekniği çok mu gereklidir diye sorulursa cevabım:Hayır değildir. Ancak az sözle işin temelini veya geri planını anlatmayı hedeflediğimiz için bu dersler bakımından önemlidir. .NET Framework ile birlikte C# ve Visual Basic derleyicileri ücretsiz olarak sunulmasaydı ve .NET uyumlu program geliştirmek için Visual Studio mutlaka gerekli olsaydı bu anlatım tekniğini denemeyebilirdim. Çünkü öyle sanıyorum ki C# ve Visual Basic derslerini izleyen bazı arkadaşlar Delphi hakkında yazılanlara bakacaktır. Ya da önceliği Delphi’ye vermeye baştan karar vermiş olmasına rağmen C# ve Visual Basic derslerinin daha önce yayınlanması nedeniyle C# ve Visual Basic derslerine bakmış olanların benzer anlatım tekniği ile karşılaşmalarını sağlayıp dersleri daha az sıkılarak izlemelerini hedefledim. |
|
27 Ekim 2007 |
|
Bilgisayar Dergileri Üzerine Yazmak |
|
Yıllardır her ay en az 3-4 bilgisayar dergisi alırım. Her ay başı gazete bayilerinde görünce aldığım bu dergileri başta sona inceleyip ilgilendiğim yazıları okuduğumu söyleyemem. Bunun dergilere rakip bir çok Web sitesinin varlığı ile direk ilgisi yok. Çünkü henüz doğru dürüst yazılım ve donanım sitesi yokken bile dergilerin iyi okuduğum söylenemezdi. Çünkü zaman yetmiyor, çünkü dergileri oku oku bitmiyor. Eylül ayı içinde aklıma nereden geldiyse bilgisayar dergileri üzerinde yazmaya karar verdim. Bu kararı verdiğim günlerde Hakkı Alkan bey shiftdelete.net’te yazmamı istemişti. Hakkı beye tamam dedikten sonra Adana’ya ilk gelen dergi Hakkı beyin yazı işleri müdürü olduğu PC Magazine olunca PC Magazine’nin Ekim sayısı hakkında birkaç sayfalık değerlendirme yazısı yazdım. Aslında PC Magazine hakkında yazdığım yazıya ekleyeceklerim olmasına rağmen sonradan buna fırsat olmamıştı. PC Magazine yazısını bitirdiğim günlerde gazete bayisinde CHIP dergisini aldım. Başlangıçta her ay yalnızca bir dergi üzerine yazmayı düşünürken kendimi CHIP dergisini inceleyip hakkında yazı yazarken buldum. CHIP dergisinin Ekim sayısı konulu yazı PC Magazine yazısından daha uzun ve ayrıntılı olmasına rağmen yalnızca kişisel sitemde yayınladım. Bugün(27 Ekim) markette dergilere göz gezdirirken Ekim ayının bitmesine 5 gün varken PC Magazine dergisinin Kasım sayısının çıkmış olduğunu fark ettim. PC Magazine dergisinin Kasım 2007 sayısı üzerine yazar mıyım? Şimdiden cevap vermek zor. Çünkü önceliği PC Net veya Byte’a vermek istiyorum. PC magazine’nin Kasım sayısında reklam içeren sayfaların sayısı 52+2. Derginin toplam sayfa sayısı yine 212. Ekim sayısında reklam amaçlı kullanılan sayfaların sayısı 50 iken bu sayıda artmış. Bu 54 sayısına firma içi reklamlar dahildir. Örneğin dergi 2 sayfayı reklam kampanyasına ayırmış. Bu durumda PC Magazine dergisinin %25 reklama ayrılmışken editoryal sayfalar %75 oranındadır. Bunun bir bilgisayar ve bilişim dergisi için okur lehine iyi bir değer olduğunu söylemek gerek. |
|
24 Ekim 2007 |
|
pdf dergi - Ekim 2007 Sayısı |
|
Yaklaşık 2 yıl önce varlığından haberdar olur olmaz birkaç sayısını indirip okuduğum pdf dergiyi sonra unutmuşum. Neden derseniz; o kadar çok yayın ve site var ki. Hepsini izleme imkanı olmadığına göre içinde bulunduğum şartlara göre bazı siteleri ve basılı yayınları izlemeye çalışıyorum. pdf dergiyi unutmuş olmamın bir diğer nedeni yazıların hemen hepsinin değişik sitelerden alınıyor olmasıdır.
Geçen gün birden pdf dergiyi hatırladım ve Ekim ayında hazırlanan 19. sayısını indirdim. Derginin bu sayısı hakkında kısa bir değerlendirme yapacağım. Başka bir deyişle bu yazı bu sayfalarda okuduğunuz Chip ve PC Magazin dergileri üzerine yazdıklarım gibi ayrıntılı olmayacak. pdf dergi adına uygun bir şekilde dizayn edilmiş. 19 MB’lık PDF formatındaki dosyayı indirip normal dergi gibi sayfalarını çevirir gibi ekranda okumaya başlıyorsunuz.
Toplam 60 sayfadan oluşan Ekim 2007 sayısında daha önce değişik sitelerde yayınlanmış çok sayıda yazı var. Örneğin yakın bir zamanda PC LABS’ta sahte USB 2.0 Hub’lar adında ayrıntılı bir inceleme vardı. Bu inceleme pdf derginin tam tamına 7 sayfasını kaplamış. Dergide yayınlanan haberler Teknoloji Magazin sitesinden alınmış. Dergide yayınlanan yazılara kaynaklık eden sitelerden bir diğeri ise Tom’s Hardware.
Yukarıda adlarını andığım siteleri zaten izliyorsanız pdf dergi ile ilgilenmenize bence gerek yok. Yok bu siteleri kim gezecek ve pdf derginin yöneticileri benim için bu sitelerden birer ikişer yazı seçsinler diyorsanız pdf dergiyi her ay indirip okuyun derim. Bu arada Gürkan Yeniçeri’nin hazırlayıp daha önce kişisel sitesinde yayınladığı Yazılım Sürecinde Kalite adlı yazıyı unutmamak gerekir. |
|
17 Ekim 2007 |
|
Muhasebe ve Programcılık Öğrenme |
|
Birlikte kısa bir senaryo yazalım: 18 yaşındasınız, düz lise mezunusunuz. Bir Üniversitenin İşletme fakültesinde okumaya hak kazandınız. Bu şartlarda öğrenciliğinizin ilk yılında Genel Muhasebe dersini almanız yüksek ihtimaldir. Düz lise mezunu olduğunuz veya Ticaret lisesinde okumadığınız için muhasebe bilginiz sıfır olsun. Size ders verecek öğretim üyesi en az 20 yıldır muhasebe üzerinde çalıştığı, ders verdiği ve bu konularda bilimsel makaleler, kitaplar yazdığı için muhasebe bilgisi doğal olarak 10 üzerinden 10'dur. Hocanızın genel muhasebe kitabını alıp okuduğunuzda veya derslerini izlediğinizde 2-3 ay sonra muhasebe bilginiz en iyi ihtimalle 3 düzeyine gelebilir. Çünkü yabancısı olunan bir disiplinde okunanları veya hocanın anlattıklarını kısa sürede içselleştirmek kolay değildir. Gelelim işin programcılık kısmında. Konumuz Delphi olsun. Derler ki Memik Yanık bu konuda uzman değildir. Başka bir deyişle yukarıda sözü edilen işletme fakültesinin Prof. mertebesine kadar çıkmış öğretim üyesi kadar konusuna hakim olmadığını ileri sürerler. Bu kişilere haydi hak verelim ve Memik Yanık'ın Delphi hakkındaki bilgisi 10'u 9'u geçelim en fazla 7 olduğunu varsayalım. Sizce Memik Yanık tarafından yazılan Delphi 2007 kitabını 3 ay boyunca okuyan birisi programcılık ve Delphi konusunda hangi düzeye gelir? Sizce Memik Yanık tarafından yazılan Delphi kitabı mı yoksa muhasebe konusunda uzman Öğretim Üyesi tarafından kaleme alınan kitabı mı okumak daha kolaydır? Bu soruları arttırmak mümkündür. Cevapları size bırakıyorum. Asıl vurgulamak istediğim şudur: Herhangi bir disiplinle ilgili kitabın kimin tarafından kaleme alındığı vs. gibi konularla ilgilenmek yerine kitabın size kattıklarına bakmak gerek. |
|
9 Ekim 2007 |
|
CHIP Dergisinin Ekim 2007 Sayısı |
|
Birkaç ay önce 10 yıldan fazla bir süredir yayınlanan CHIP dergisinin yayıncısı VOGEL’in mali sıkıntı yaşadığını duyduk. Yıllardır CHIP’te çalışan bazı yazarlar ayrılınca VOGEL’deki mali sıkıntıdan haberimiz olmuştu. Aslında grubun ilk yayını olan CHIP dergisinin son birkaç aydır biraz düşmekle birlikte satışı iyiydi ve reklam buluyordu. Neyse uzatmayayım; sonuçta VOGEL, dolayısıyla CHIP dergisi Doğan grubuna geçti. Bu el değiştirmenin derginin yazı işleri kadrosuna bir etkisi henüz yok. Dergi Doğan grubuna geçmeden önceki yayın çizgisini aynen sürdürüyor. Zaten satışı oldukça iyi olan bir dergi yayın çizgisini kolay değiştirmez. Belki zamanla ayrılanların yerine kadro takviyesi yapılır.
En başta belirtmeliyim ki her ay yazmayı sürdürmek istediğim bu yazılarda bilim yapmıyoruz. O zaman nedir yapılan diye soranlara cevabım şudur: Yıllardır dergileri alıp okuyan birisi olarak söz konusu dergi ile ilgili “kişisel” değerlendirmemi yazıya döküp sizinle paylaşıyorum. Kişisel değerlendirmemi sizlerle paylaşırken ilgi alanlarımın dışına çıkmayı düşünmüyorum. Örneğin oyun oynama becerisi olmayan birisi olarak dergilerin oyun sayfalarına dönüp bakmıyorum bile. Neyse fazla uzatmayalım; bu yazının asıl konusu CHIP dergisinin Ekim 2007 sayısı.
Derginin Kapağı
Derginin bu ayki kapağı klasik CHIP kapaklarından birisi. Ancak kapak öyle düzenlenmiş ki dergide 2 kapak konusu olduğunu düşünüyorsunuz. Derginin İçindekiler sayfasına bakınca kapak konusunun yalnızca “55 Türkçe Yazılımı” olduğunu görüyorsunuz ki gerçekte CHIP dergisi bu ay çift kapak konusuna sahip: İkinci kapak konusu Kolay Overclock. Başka bir deyişle derginin İçindekiler sayfasında küçük bir yanlışlık yapılmış. Toplam 220 sayfa olan bu sayıda reklam sayfalarının sayısı tamı tamına 84. Bu sayıya firma içi reklamlar dahildir. Başka bir deyişle CHIP dergisinin Ekim sayısının % 38 reklam, %62 editoryal sayfalar için kullanılmış. PC Magazine dergisinin Ekim sayısında bu değerler 23 ve 77 idi. Karşılaştırma yapabilesiniz diye veriyorum: Byte dergisinin Ekim sayısının toplam sayfa sayısı 216 iken bu sayfaların 47 tanesi reklam amaçlı kullanılmış. Başka bir deyişle Byte dergisisin Ekim sayısında Reklam amaçlı kullanılan sayfaların oranı %22.
Memik YANIK’ın CHIP dergisi ile ilgili olarak verdiği bu sayılar doğru mu diye reklam sayfalarını tek tek sayacaklara Bilge Adam’ın 4 sayfalık reklamını gözden kaçırmasınlar derim. Derginin sayfalarının %38’inin reklamlara ayrılmış olmasını değerlendirmeden önce şunları söylemem izin verin: Bir derginin okurunu tatmin etmesi için reklam/editoryal sayfa oranı tek başına açıklayıcı olamayabilir. Bence bakmamız gereken 2. parametre derginin toplam editoryal sayfa sayısıdır. Bu açıdan bakınca CHIP dergisinin Ekim 2007 sayısı az sayıda editoryal sayfaya sahip değil. Çok sayıda dergiyi edindiğim için CHIP dergisinin Ekim sayısının tatmin edici bir içeriğe sahip olup olmadığı konusunda objektif bir değerlendirme yapamıyorum. Tabii sürekli programcılık üzerine yazan birisi olarak CHIP dergisinin birkaç sayfası programcılık konulu yazılara ayrılmış olsaydı kişisel değerlendirmem daha olumlu olurdu.
Güncel Haberler
İlk olarak Ufuk Yamankılıçoğlu’nun sunuş yazısında söylediklerine değinmek istiyorum. Ufuk bey Media Markt mağazasının açılması üzerine yazmış. Ufuk bey doğal olarak yazısını mağaza açılmadan birkaç gün önce kaleme almış. Ufuk bey CHIP dergisinin Web sitesi dahilindeki blog’unda Media Markt’in açılışında olanları bir güzel eleştiriyor.
Ufuk beyin şu cümlesini dikkatinize sunmak istiyorum: “Yıllarca ikinci, üçüncü sınıf ürünleri, fahiş fiyatlara satın almak zorunda kalan Türk tüketicisi…”. Her ne kadar bilgisayar ve ilgili ürünlerin pazarlamasının içinde olmasam bile dergilerden, sitelerden vs. bu piyasayı biraz izliyorum. Madem konumuz bilgisayar dergisi, Ufuk beyin yukarıda verdiğim cümlesine bilgisayar ürünleri açısından bakacağım. Örneğin işlemcilerin, ekranların, hard disklerin, DVD sürücülerinin, Board’ların, belleklerin Türk tüketicilerine fahiş fiyatla satıldığına inanmıyorum. Yurt dışı ile yurt içi fiyatlar arasındaki en önemli fark vergilerden kaynaklanıyor. Vatan, Teknosa, Bimeks gibi mağazaların önemli satış kalemlerinden olan LCD ve Plazma TV’lerin, Müzik setlerinin, fotoğraf makinelerinin fiyatları fahiş mi değil mi bilemem. Bana sorarsanız Media Markt’in temel bilgisayar parçalarını mevcut mağazalardan ucuza satıp satmadığını öğrenmek için biraz beklemek gerek. Örneğin 1 ay sonra bir hard diskin Inventus’taki fiyatı ile Media Markt’in fiyatını karşılaştırmak gerek.
Derginin kapak konusunun olduğu 36. sayfasına kadar güncel haberler bulunmaktadır. Bu demektir ki CHIP dergisinde Eylül ayı boyunca yaşanan birçok gelişmeyi haber olarak okumak mümkün. Aslında dergideki güncel haberler derginin başındaki sayfalarda verilen haberlerle sınırlı değil. Derginin 56. sayfasında 6 sayfa boyunca IFA 2007’de sergilenen görüntü ve ses ürünleri hakkında bilgi bulunmaktadır. Bu sayfalarda Onkyo’nun TX-SR805 kodlu anfisinin özelliklerini görünce 7 yıldır kullandığım Onkyo TX-DS676’nın iyice eskidiğini fark ettim.
Cem Şancı’nın “Telkoder, Telekom’a savaş mı açtı?” başlıklı haber bence iyi kaleme alınmış. Yine Cem Şancı tarafından kaleme alınan 3G konulu Operatörler Vadisi yazısı bence okunmayı hak ediyor. Güncel haberlerin verildiği sayfalarda ADSL fiyatları tablosu var. Ancak sayfayı yapan kişi bu tabloyu öyle bir yere yerleştirmiş ki dikkatli değilseniz farkına varamayabilirsiniz.
Teknoloji Satışı Yapan Reyon Görevlileri
Şimdi gelelim Teknoloji Satışı başlıklı habere.. Ufuk beyin yukarıda sözünü ettiğim sunuş yazısının bir yerinde tüketicilerin artık bilinçlendiğini anlatırken şöyle bir cümle kurmuş: “Hatta öyle ki mağaza çalışanlarından bile çok daha bilgili bir seviyeye geldiler”. Ufuk beyin dediği doğru da CHIP dergisini son 1 yıldır izleyen birisi Vatan’da çalışanları geçtik, Media Markt’in Almanya’daki şubesindeki bir reyon görevlisinden bile daha bilgili olur. Örneğin Almanya’daki mağazalardaki kaç görevli eSATA hakkında şu günlerde bilgi sahibidir, hangi mağazanın standart çalışanı FSB hızının nasıl hesaplandığını biliyordur?
Haberde okuduğumuza göre Bilge Adam adlı eğitim kurumu teknoloji mağazalarının reyon görevlilerini eğitmek üzere bir eğitim programı başlatmış. Bu eğitim programında katılımcılara 130 saat boyunca teknik eğitim verilecekmiş. Kişisel görüşüm mü? Eğer eğitim süreci boyunca katılımcılar CHIP, PC Magazine gibi dergileri izlenmez, yeni çıkan donanımlar günü gününe incelenmezlerse bizler karşımızda yine sorularımıza cevap veremeyen reyon görevlilerini bulacağız.
45 nm İşlemciler
Gelelim derginin Güncel adı altında gruplanıp Teknik Sözlük üst başlıklı 45 nm üretimiyle yeni ve çevreci CPU’lar yazısına. Tam bu noktada CHIP dergisinin 2 sayfalık bu yazısını henüz okumamıştım. Aslında yazıda nelerin olduğunu tahmin ediyorum; çünkü son günlerde Intel’ın IDF adlı konferansı nedeniyle web sitelerinde(bu sitelerin içinde CHIP dergisinin sitesi de vardır) birçok haber çıktı.
Derginin içeriği tahminime göre(çünkü dergide Şahin Ekşioğlu’nun IDF’deki izlenimlerini anlattığı bir yazı var) Eylül ayının son haftasında yazı işlerinden çıktığı için bu yazı IDF’deki haberlerden önce kaleme alınmış. Bu yazı aylar öncesinden kaleme alınmadıysa Intel’in 45 nm işlemcilerinin çoktan hazır olduğu biliniyor olmalıydı. Intel bu işlemcileri 11 Kasımda piyasaya vereceğini duyurduysa bu tarihin seçilmesinin en önemli nedeni ticari zamanlamadır. Buna rağmen yazıda şöyle bir cümle var: “Intel mevcut P35 yonga seti daha şimdiden 45 nm işlemciler için optimize edilmiş fakat bu tanıma uyan işlemci henüz yok.” Hemen söylemek gerek; P35’in kullanıldığı bütün kartlar 45 nm işlemcileri destekliyor ve P35 yonga seti zaten 45 nm işlemciler düşünülerek hazırlandı. Buraya aldığım cümle hariç yazı okunmaya değer.
Kapak Konuları
Gelelim kapak konusuna: CHIP dergisi bu sayısında Türkiye’de geliştirilen çoğunluğu ücretsiz 55 yazılımı dergi ile birlikte verilen DVD’de toplamış. Dergide 6 sayfa yer kaplayan kapak konusunda bu 55 yazılım hakkında kısa açıklamalar yapılmış. Yani 6 sayfada 55 yazılım tanıtılmış. Bu 6 sayfadan birisi Pardus’a ayrılmış. Bu 55 yazılımdan belki bazılarını zaten kullanıyorsunuz, belki bazılarından şimdiye kadar haberiniz olmamıştı. Kişisel fikrimi sorarsanız 55 yazılımın tanıtılması ve bu yazılımların DVD’de bir araya getirilmiş olması iyi bir tercih almakla birlikte bu 6 sayfalık içerek kapak konusu olarak seçilmemeliydi derim.
Daha Fazla Overclock: Yeni Core 2 İşlemciler(bu yazının kapaktaki adı Kolay Overclock) başlıklı 2. kapak konusu üzerinde durmadan önce bir gözlemimi sizinle paylaşacağım. Biliyorsunuz yaklaşık 1 ay önce AMD firması Barcelona kod adlı ve sunucu piyasasına yönelik işlemcilerini piyasaya verdi. Çok sayıda sitede öyle bir hava estirildi ki sanki çıkan işlemciler sunucular için değil de sitelerin izleyicilerin ilgi alanına giren masaüstü işlemciler. Sonra bu işlemciler AMD tarafından piyasaya verilince “Barcelona” haberleri yapılmaz oldu. Bunları niye mi yazdım? Çünkü CHIP dergisinin Overclock konulu 2. kapak konusunun ilk cümlesinde Barcelona geçiyor: “Intel 45nm Penryn ve AMD’nin Barcelona işlemcileri için geri sayım başladı.” Neyse bu cümle üzerinde durmayalım ve asıl konumuza dönelim.
Baştan söyleyeyim ki Intel’in ekonomik modelleri olarak değerlendirilebilecek E2160, E4500 ve E6750 kodlu işlemciler hakkında bilgi edinmek istiyorsanız bu yazıyı okuyun derim. Overclock yapmak ilgi alanınıza girmiyor olsa bile bu yazıyı okuyun derim. Yazıda hız aşırtma işleminin nasıl yapılacağı anlatıldığı gibi hız aşırtma sonucu kazanılan performanslar tablo halinde verilmiş.
Harici Sabit Diskler
CHIP dergisinin Ekim sayısının bir diğer önemli donanım yazısı Cebinizdeki Depo başlıklı harici sabit diskler hakkında bilgi içeren test ve yazıdır. Neden mi önemli? Çünkü son zamanlarda harici sabit disklere ilgi artmış durumda. Yazıyı Şahin Ekşioğlu hazırlamış. Görünüşe göre Şahin Ekşioğlu derginin donanım sayfalarının yarısını neredeyse tek başına hazırlıyor. Ev-iş arası veri taşırken 2 veya 4 GB flash belleklerin kapasite ve hızları size yetmiyorsa, bilgilerinizi yedeklerken harici disk kullanmak istiyorsanız Şahin beyin bu yazısını okuyabilir ve yaptığı testlere bakıp değişik harici disklerin performansı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. İzninizle kendim bir ekleme yapayım: Son birkaç aydır eSATA arabirimi yaygınlaşmaya başladı ve bir çok main board üreticisi ürünlerinde eSATA çıkışına yer vermeye başladılar.
Yeni Ürünler
Yazının başında işaret edildiği gibi CHIP Dergisinde Güncel Haberler başlığı altında çok sayıda habere yer verilmiştir. Bu haberlerin bir kısmı donanım haberleridir. Derginin Yeri Ürünler üst başlığına sahip sayfalarında önce donanım, ardından yeni yazılımlar tanıtılmaktadır. Bu tanıtımlar ne haber gibi yüzeysel ne de test gibi ayrıntılıdır. Ortalama her sayfada 3 ayrı donanım ürünü tanıtılıp ürünlere puan verilmektedir. Ayrıca tanıtımı yapılan her ürünün 3 özelliğine artı(+) ve eksi(-) puanları verilmektedir. Örneğin Datron Marka HDTV’ye hazır LCD TV’nin 3 özelliği olumlu bulunulup + puan verilmiş. CHIP yazarlarının beğendiği Hyundai marka 22 inçlik LCD ekranın fiyatı 439$ ile olarak verilmişken evimin hemen karşısındaki Adana merkezli firmanın listesinde bu ürünün fiyatı 359$ olarak görülmektedir. Dergilerde tanıtımı yapılan ürünlerin işaret edilen fiyatları ile piyasa fiyatları arasındaki fark CHIP dergisine özel değil. Söz konusu ürün hakkında tanıtım veya inceleme yazısını yazanların birkaç alışveriş sitesine bakıp daha gerçekçi bir fiyat bilgisi verebilirler. Ankara merkezli Mavi Bilgisayarın listesinde ise bu LCD ekranın fiyatı 334$ olarak görülmektedir.
Donanım Günlüğü
Şahin Ekşioğlu yıllardır 2 sayfa boyunca bir önceki ay donanımla ilgili gelişmeleri kendince anlatmaktadır. CHIP dergisinin mutlaka okuduğun sayfaları hangileri diye sorulması halinde cevabım tereddütsüz Donanım Günlüğü olur. Aslında Şahin bey bu sayfalarda flash haberler vermiyor. Bir önceki ay boyunca donanımla ilgili bazı gelişmeleri sohbet havasında kaleme aldığı için bana yazdıklarını okutuyor.
Şahin bey günlüğüne 21 Eylülde Phenom Aralıkta Geliyor başlıklı bir not yazmış. Bu notu başlangıçta herkesin bildiği bir haber gibi değerlendirip az daha atlayacaktım. Fakat Şahin beyin yazdıklarına dikkatlice bakınca AMD’nin Phenom’ları, Intel’in Penryn’leri sürpriz yapıp ilan ettikleri tarihten önce Ekim ayın içinde piyasaya verebilecekleri konusundaki öngörüsünü dergi okurları ile paylaşıyor. Belki işlemci üreten bu firmalardan birisi kısa bir süre içinde Şahin beyin bu öngörüsünü doğrular. Bu arada Şahin beyin 3 sayfa boyunca yazdığı IDF izlenimlerini okumanızı öneririm.
Ekran Görüntüleri
Bir hafta önce PC Magazine'nin Ekim 2007 sayısı hakkında yazdığım yazıda şöyle bir cümle vardı. “Geçen yıl CHIP dergisinin çıkarmış olduğu bir ek hakkında kişisel siteme ekran görüntülerinin net olmadıkları için işlevlerini yerine getiremediğini yazmıştım ama bu yazı dergi editörlerinin dikkatini sanırım çekmedi.” Ekran görüntülerinin boyularının ayarlanması sorunu ve özensizliği bütün dergiler görüldüğü için tekrar değiniyorum. Ekran görüntülerinin boyutlarındaki özensizlik ve görüntülerdeki metinleri büyüteçle bile okuyamama durumuyla özellikle yazılım sayfalarında sık karşılaşılıyor. Örneğin CHIP dergisinin bu sayısının 145. sayfasında Windows Live hesabınızın temasını değiştirin başlıklı bir yazı var. Bu yazıda tema değişikliğinin nasıl yapıldığı anlatılırken 3 ekran görüntüsü kullanılmış. Büyüteç vs. amanıza gerek yok. Çünkü ekran görüntüleri o kadar küçülmüş ki süs olmaktan öte bir işleve sahip değiller. Dergideki diğer sayfalarında kullanılan ekran görüntüleri için de aynı şeyler söylenebilir.
Google en iyisi(mi?)
Son yıllarda birçoklarımız için arama yapmanın diğer adı Google oldu, arama yaparken Google kullanmak bir alışkanlık halini aldı. CHIP dergisinin Ekim sayısında Recep Baltaş bu alışkanlığımızı sorguluyor. Recep bey yazısının başında şöyle bir cümleye yer vermiş: “Türkiye’deki kullanıcıların %80’i adres satırına URL yazmak yerine arama motorlarını kullanıyorlar”. Recep beyin katıldığım bu cümlesini izninizle biraz değiştireceğim: “Türkiye’deki kullanıcıların büyük çoğunluğu URL kavramından habersiz oldukları için adres satırına URL yazmak yerine Google’ı başlangıç sayfası yapıp her gün ziyaret etikleri siteleri bile her seferinde Google’a arattırıyorlar”. Recep bey yazısına Google en iyisi(mi?) başlığını atmış ama yazının içinde mi?’nin atılması gerektiğini ayrıntıları ile anlatmış. Yazıda arama motorları test edilirken Google’dan başka Yahoo, Ask, Live Search, Abacho ve Seekport birbirleri ile karşılaştırılmış.
Windows’u Hızlandırın
Bilgisayar Dergileri üzerine yazmaya başlayınca okurlar tarafından yapılan yorumlarda dergiler en çok Windows hakkında ipucu içeren yazıların varlığı eleştirildi. CHIP dergisinin bu sayısında Windows’u Hızlandırın üst başlığına sahip bir yazı var. 5 sayfa uzunluğa sahip ve Bilgin Koşucu tarafından kaleme alınmış bu yazı dikkatlice okunmayı bence hak ediyor. Bu yazıda Windows XP’nin ve Windows Vista’nın açılış süreci ayrıntılı bir şekilde resmedilmiş. |
|
5 Ekim 2007 |
|
PC Magazine Dergisinin Ekim 2007 Sayısı(*) |
|
Yıllar önce hedefimde gazeteci olmak olduğundan olsa gerek süreli yayınların künyelerini hep takip ederim. Hakkı Alkan beyin adını daha önce PC Magazine dergisinin künyesinde görmüştüm. Hakkı Bey PC Magazine dergisinin yazı işleri müdürlüğünden başka SDN’nin yöneticisidir. Türkiye’de bilgisayar dergilerinin mercek altına alınıp incelenmediğini bildiğim için bir süre önce bu konuda yazılar yazmaya karar vermiştim. Tabii dergilerin yazı işleri müdürleri ilk sayfalarda dergileri hakkında yazdıklarını saymıyoruz. Zira benzer durum bilgisayar kitapları için de geçerlidir: Türkiye’de bilgisayar kitapları olsa olsa bazen hatır için duyuruluyor.
Tam bu noktada Hakkı Bey benimle diyalog kurup SDN’ye yazmamı istemesin mi? SDN’de yazmaya karar vermiş olmam dergiler hakkında yazma isteğimden beni uzaklaştırmadı. Dergiler hakkında yazacaklarını SDN’de yayınlama isteğime Hakkı Bey onay verince başladım dergileri incelemeye. Tesadüf bu ya Adana’ya Ekim sayısı gelen ilk dergi Hakkı beyin yazı işleri müdürü olduğu dergi oldu. Bu nedenledir ki ilkyazının objesi PC Magazine dergisinin Ekim sayısı oldu. Bakalım nasıl bir yazı olacak..
Son yıllarda Türkçe içerik sunan üstelik sık güncellenen çok sayıda yazılım ve donanım sitesinin yayına başlaması nedeniyle bilgisayar dergilerinin önemi benim için biraz azaldı. Örneğin dergilerdeki kısa haberlerin çoğunluğunu daha önce sitelerde okumuş oluyorum. Her ne kadar son birkaç yıldır dergileri okurken zaman zaman gözlüğe gerek duysam bile dergi okumayı sürdürüyorum. Bazı aylar hepsini alıyorum, bazı aylarda ise aldığım dergi sayısı 2 veya 3 oluyor. Madem işim “süreli” olmasa bile yayıncılık, maden dergileri okuyorum ve yayıncılık üzerine konuşmayı seviyorum sizin için dergiler hakkında notlar alacağım.
Bu ay Adana’ya ilk gelen dergi PC Magazine. PC Magazine dergisi yaklaşık 15 yıl önce Türkçe olarak ilk yayınlandığında 2. büyük dergiydi. Sonra kapandı, tekrar yayınlanmaya başladı derken son yıllarda benim aldığım 4. dergi oluyordu. Eğer o ay 3 dergi alacaksam ve PC Magazine dergisinin kapak konusu benim için orijinal değilse PC Magazine’i pas geçtiğim oluyordu. Bu ay Adana’ya Ekim sayısı ilk gelen dergi PC Magazine olduğu için hemen edindim.
Derginin kapağında yaklaşık 20 yıllık IBM PC’nin resmi var. Bu resmin kapağa konulmasının nedeni kapak konusunun “Eski PC’ni Değerlendirmenin 10 Yolu” olmasından dolayıdır. Kapak konusu değilse bile bu "10 yol" bende soru işaretlerine neden oldu (bu cümleyi yazdığım sırada henüz derginin sayfalarına bakmamıştım). Eski PC’yi değerlendirme denilince aklıma hemen Upgrade işlemi geldi. Kapağı dikkatlice inceleyince bu 10 yolun veya yöntemin direk Upgrade ile ilgisi olmadığını fark ettim. Her ne kadar PC Magazine’nin kapağı uzaktan bakınca güzel görünse bile kapağa yakından bakıp derginin içeriği hakkında bilgi edinmek isteyenleri yoracak gibi duruyor.
Derginin bu sayısı 212 sayfa. Reklam sayfalarının sayısı ise tam tamına 50. Bu sayıya firma içi reklamlar dahildir. Başka bir deyişle PC Magazine dergisinin reklam grubu bu ay fena çalışmamış. Aslında 50 reklam sayfasını CHIP veya PC net dergileri ile karşılaştırırsak yüksek sayılmaz. Kişisel görüşüme göre PC Magazine için 50 sayfa iyi bir rakamdır. Buna göre PC Magazine dergisinin %23’ü reklama ayrılmışken editoryal sayfalar %77 oranındadır ki bu iyi bir değerdir.
Köşe Yazıları
PC Magazine dergisinde ilk sözünü edeceğim sayfa Bu Ay sayfası, kim akıl ettiyse iyi etmiş. Tabii yazıların rengi kırmızı olmasa daha iyi olacak. Bu sayfaya bakıp derginin içeriği hakkında ön bilgiye sahip oluyorsunuz. Sonra gelelim köşe yazılarına: Köşe yazılarının içeriği hakkında konuşmak, yorum yapmak sakıncalı olabilir. Olur ya o ay köşeye yazan yazar arkadaş sizin ilgi alanınıza giren bir konudan söz etmiş ve sizinle paralel düşünüyor olabilir.
Ecevit Bıktım beyin Windows 64 Bit’e Hazır mı ? yazısı ilk iki cümlesini okudun mu “bu yazıyı sonra okurum” dedirtmeyen bir yazı olmuş. Cem Sünbül beyin köşe yazısı olarak değerlendirebilinecek yazısı direk bilgisayar ile ilgili olmadığı için ayrıca değerlendireceğim. Neden derseniz cevabım şudur: PC Magazine’de bilgisayar dışı yazılar az değil. Aytun Çelebi beyin “İnternet Sosyal Bir Ormandır” yazısında yazdıklarını birebir yaşadığım için fazla ilgimi çekmedi. Sanki bilgisayar dergisi yerine günlük gazetede yayınlanmak üzere kaleme alınmış. Naci Yavuz’un Apple’ın Türkiye dağıtıcısı Bilkom’n garajda bilgisayar satışını konu ettiği Garaj Satışı yazısını Apple kullanmayanlar bile sıkılmadan okuyabilir.
Bilgisayar Dışı Yazılar
Gelelim PC Magazine’nin bilgisayar dışı yazılarına: Bu yazılara temelde karşı olduğumu söylemeliyim. Bir yazı düşünün ki hem de kendisine otomobil hem de bilgisayar dergisinde yer bulabilecek içeriğe sahip. Elbette otomobil dünyasına bilgisayar dergisinin potansiyel okurlarının penceresinden bakılıp bir şeyler yazılabilir. PC Magazine dergisinin bu sayısının ilk yazısı 2 sayfalık(Editör ve E. Bıktım beyin yazılarını “sunuş” yazısı olarak değerlendirmek gerek) Teknooto–Fren Teknolojileri. Zaman zaman otomobil dergilerini okuyan birisi olarak bu 2 sayfalık yazının içeriğini beğendiğimi. Buna rağmen bu yazının bilgisayar dergisinin ilk yazısı olmaması gerektiğini düşünüyorum.
PC Magazine dergisinin bilgisayar dışı yazıları frenlerle ilgili bu yazı ile sınırlı değil. Dubai hakkındaki 2 sayfalık gezi yazısı bunlardan birisidir. Gülben Güre tarafından kaleme alınan bu yazı iyidir kötüdür gibi yorumlar yapmıyorum ancak bu yazının bilgisayar veya bilişim teknolojileri ile bir ilgisi yok. Cem Sünbül’ün bir sayfalık F1 konulu yazısının da bilgisayarla ilgisi olmadığını zaten yazının üst başlığında görmek mümkün: Konu dışı.
Bu arada PC Magazine’deki Alp Kırşan ile yapılmış 2 sayfalık röportajı unutmamak gerekir. Gülben Güre tarafından yapılan bu röportajda Alp Kırşan’a klasik birkaç teknoloji sorusu yöneltilmiş. Bu arada derginin sonlarında Lifestyle üst başlığı ile 4 sayfada edebiyat, sinema, müzik vs. gibi alanlarda haberler verildiğini söylemek gerek. PC Magazine dergisinin Ekim sayısında bilgisayar dışı sayfaların sayısı toplam 12. Bence bu sayfalar kaldırılmalı veya en azından azaltılmalıdır.
Donanım Haberleri
Yukarıda söylediğim gibi sürekli izlediğim birkaç donanım sitesi var. Bu nedenle aylık periyoda sahip dergilerde yayınlanan bazı haberleri daha önceden okumuş oluyorum. Tabii ki PC Magazine veya başka bir dergideki donanım haberleri için “bu haberi bilmen şu site sizden önce yayınladı” diyemeyiz. Benim değerlendirmem herhangi bir donanım sitesini izlemeyen birisinin bakış açısından olacak. Belki şöyle bir değerlendirme yapmak gerekir: Yalnızca PC Magazine dergisini okuyan ve herhangi bir donamım sitesini izlemeyen birisi donanım gelişmeleri konusunda bihaber olur mu? Cevabım net: Olmaz. Çünkü PC Magazine dergisinde yeterince donamım haberi var. Derginin toplam 29 sayfası donanım haberlerine ayrılmış. Bu 29 sayfanın bir kısmı haberden öte inceleme olarak değerlendirilebilir.
Kapak Konusu
Yazının girişinde belirtildiği gibi derginin kapak konusu görece eskiyen bilgisayarları değerlendirme yöntemleri ile ilgili. Belki önerilen 10 yöntemin bazılarını daha önce bir yerlerde okumuş veya uygulamış olabilirsiniz. Tabii bu konuda çalışma yapılıp 10 değişik önerinin yapılması kapak konusunu ilginç kılıyor. PC Magazine dergisini edinen her okurun ilgileneceği birkaç önerinin olacağı kesin gibi.
1. öneride görece eskiyen bilgisayarınızı bir köşeye atmak yerine donanım talepleri konusunda mütevazi bir işletim sistemini yükleyin deniliyor. Örneğin şimdiye kadar uzak durduğunuz Linux’u eskiyen bilgisayarınıza yükleyerek kendinizi bu konuda eğitebilirsiniz denilmiş. Keşke dergide önerilen ve donanım istekleri konusunda mütevazi işletim sistemlerinin verimli çalışabileceği bilgisayarlar 2 cümle ile tarif edilseydi.
Ekran Görüntüleri
Diğer dergilerde olduğu gibi PC Magazine’de tanıtılan programlarla ilgili olarak verilen ekran görüntülerinin boyutları iyi ayarlanmadığı için ekran görüntüleri genellikle “süs” görevi görmekten öte bir işleve sahip olmuyor. Geçen yıl CHIP dergisinin çıkarmış bir ek hakkında kişisel siteme ekran görüntülerinin net olmadıkları için işlevlerini yerine getiremediğini yazmıştım ama bu yazı dergi editörlerinin dikkatini sanırım ç |